İSMET PAŞA’NIN İNTİKAMLARI

İSMET PAŞA’NIN İNTİKAMLARI

Bir Paşa’nın Dramı

Ali İhsan PAŞA

 

İsmet Paşa’nın yaşamı incelendiğinde, hiçbir zaman risk almadığı, ancak belli bir kıvamına gelen ya da yöne dönen durumlarda, o yönü tercih ettiği görülmektedir. Ancak, o kadar şanslı bir insandır ki onu seven ve yaptığı birçok hataya göz yuman, güçlü bir insanın desteğini almıştır. Her ne kadar son günlerinde bu sabrı bitirse de Mustafa Kemal Paşa onun hep yanında olmuş ve desteklemiştir. İsmet Paşa, kendine yapılan hiçbir hareketi unutmaz, bazen de çıkar hesaplaması yaparak, çıkarı o insanla birlikte olmaksa onu yanına çeker ve intikam duygusunu ertelerdi. Sakarya Zaferinden sonrada böyle bir durum yaşanmış Ali İhsan Paşa’yı çok istemesine rağmen cezalanmasına neden olamamış ama zaman içerisinde bulduğu ilk fırsatta bunu gerçekleştirmişlerdir.

Hulusi Turgut’un derlediği ve bir döneme ışık tutan ‘’ Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Anıları ‘’ adlı kitabın 386 sayfasından başlayan bu konuyu şöyle anlatmaktadır:

Sakarya Zaferinden sonra ordu Eskişehir – Afyon hattında iken bir de Ali İhsan Paşa olayı ortaya çıkmış ve bu olay Meclis koridorlarında hayli dedikodulara, farklı yorumlara neden olmuştu.

Ali İhsan Paşa ordumuzun değerli kumandanlarından biriydi. Mütarekeden sonra İngilizler tarafından Malta’ya sürülmüştü. Daha sonra Malta’dan kaçarak 5 Ekim 1921 Çarşamba günü akşam 19.30’da Ankara’ya gelmişti. Kendisini karşılayanlar arasında bende vardım ve Ali İhsan Paşa’yı ilk kez orada görüyordum. Sürgün hayatının onu üzdüğü, etkilendiği belliydi. Saçakları aklaşmıştı. Buna rağmen canlı ve dimdikti. Başkumandan Gazi Paşa da kendisini karşılamak üzere istasyondaydı. Ali İhsan Paşa trenden iner inmez onu içtenlikle kucakladı. Ciddi ve iyi kumandan bildiği bir arkadaşının kendisine katılmış olmasından memnundu. Aslında Ali İhsan Paşa’nın Malta’dan kaçtığını ve İtalyan topraklarına ayak bastığını duyunca çok sevinmiş ve Türkiye’ye geldiğinde ordu kumandanlarına mahsus karşılama töreni yapılması için emir verilmişti.

Ali İhsan Paşa, geldikten kısa bir süre sonra Batı Cephesi’nde 1. Ordu Kumandanlığı’na tayin edildi. O zaman yetkili kumandanlardan duyduğumuza göre, Ali İhsan Paşa, İsmet Paşa’dan iki sınıf önce olduğu için, onun emir ve kumandasına girmeyi kendisi için, küçültücü bulmuş, ancak bir asker itaati ve disipliniyle görevi kabule mecbur olmuştu.  

Fakat kumandanlık görevini üstlendikten sonra her fırsatta İsmet Paşa’yı eleştirmeye başlamıştı. Verilen emirleri eksiksiz yerine getiriyor ama İsmet paşa’ya eleştirmekten de duramıyordu. Bu arada İsmet Paşa’ya bir takım güçlükler çıkartıyordu. Bu nedenle cephe kumandanı ( İsmet Paşa ) ile araları açılmıştı. Sonunda İsmet Paşa dayanamamış, verdiği emirlere itaat etmediği ve astları, üstleri aleyhine tahrik ettiği gerekçesiyle Ali İhsan Paşa’yı İstiklal Mahkemesi’ne sevk ederek, yargılanmasını ve cezalandırılmasını istemiştir.

Başkumandan Mustafa Kemal Paşa, Ali İhsan Paşa’yı derhal kumandanlıktan çekerek yerine Nurettin Paşa’yı tayin etti. Her an düşman saldırısına maruz bir ordu kumandanının emir dinlememesi, ordunun disiplinini bozabilirdi.

Ali İhsan Paşa’nın suçu İstiklal Mahkemeleri’nin yetki alanına giriyordu. Paşa, benim de üyesi olduğum Bir Numaralı Ankara İstiklal Mahkemesi tarafından yargılanacaktı.

Bunun üzerine, 1. Ordu Kumandanlığı’na tayin edilen Nurettin Paşa ile birlikte İhsan ( Topçu ), Cevdet ( İzrab ) ve Hüseyin Beylerle benden oluşan mahkememiz Ankara’dan trenle hareket etti. Biçer istasyonundan sonra ordunun gönderdiği otomobille Aziziye’ye geldik. Burada Ali Hikmet Paşa’nın karargahında bir iki gün kalarak İsmet Paşa – Ali İhsan Paşa anlaşmazlığını incelemeyi ve bilgi toplamayı yararlı gördük. İtiraf etmeliyim ki, yaptığımız inceleme ve bütün söylenenler Ali İhsan Paşa’nın lehine çıkıyordu. Hatta bu bir iki günlük süre içinde Ali Hikmet Paşa’nın karargahında mahkememiz onuruna bir yemek verilmişti. Kolordunun fırka komutanları, kurmay başkanları ve bazı alay kumandanları ile civar kolordu kumandanlarından bazıları bu yemekte bizimle birlikteydiler.

Yemekten kalktıktan sonra, çok sevdiğim Kolordu Kumandanı kemaleddin Sami Paşa beni çadırımdan aldı. Koluma girdi, çadırın arkasındaki düzlükte hayli gezinti yaptık. Bana İsmet Paşa ile Ali İhsan Paşa arasındaki gerginliğin nedenlerini ve iç yüzünü uzun uzun anlattı. Buna rağmen Ali İhsan Paşa’nın cezalandırılmasının adil kabul edilmeyeceğini söyledi.

Akşehir’e geldiğimizde Cephe kumandanı İsmet Paşa bizi çok samimi bir şekilde karşıladı. Karargahına gittik. Orada görüştük. Sonrada bize ayrılan eve geldi. Orada da Ali İhsan Paşa hakkında görüşünü izah ettikten sonra bize oldukça kalın bir dosya verdi. Sözlerine şunları ekledi:

‘’ Didine dinine mükemmel bir ordu oluşturduk. Neden sonra davaya katılmış olan paşa Hazretleri’ne buyurun, ordunun başına geçin dedik. Teslim ettik. Şimdi o bizi yerden yere vurmak istiyor. Buna izin vermeyiz. Özellikle vermemeliyiz. Ordunun emir ve disiplini tehlikededir. Bu açıdan işe önem vermenizi rica ediyor ve kendisinin cezalandırmasını istiyorum.

Burada araya girmek zorundayım. İsmet Paşa, ‘’ neden sonra geç geldi ‘’ diyor. Sanki Ali İhsan Paşa, İstanbul’da yatmışta olayların boyutunun Anadolu tarafına döndüğünde gelmiş gibi bir intiba kullanmaktadır. Burada ismet Paşa’ya şunu sormak lazımdır: Size, Mustafa Kemal Paşa ben Anadolu’ya geçiyorum gel dediğinde geldin mi? Falih Rıfkı Atay’ın ‘’ Çankaya ‘’ adlı kitabında belirttiği gibi ‘’ Ben yeni evliyim, beni rahat bırak ‘’ demedin mi? Mustafa Kemal Paşa’nın idam mahkumu olduğu ve her an asılma riski olduğu bir dönemde mücadele yaparken sen neredeydin? Ben söyleyeyim, İstanbul’da İngiliz mi, Amerikan Mandasına mı girelim sorusunu kendine soruyordum. (Kazım Karabekir’e yazdığı mektupta açıkça söylemektedir.) İstanbul’da umursanmadığın bir dönemde, Ali İhsan Paşa’yı tehlikeli bulan İngilizler Malta’ya sürmüş ve orada da, değerli diğer komutanlarımız ve vatansever meclisi Mebusan üyeleri gibi hapis yatmıştır. Kitaba devamla;

Mahkeme heyeti, cephe kumandanının iddiasını dinledi. Dosyayı baştanbaşa kılı kırk yararcasına inceledi. Bu zengin dosya içerisinde ordu kumandanının suçlanmasını gerektirecek hiçbir unsura rastlanmadı. Davanın mahkememizi ilgilendirmediğini beyan ederek dosyanın iadesine karar verdik ve ertesi gün Ankara’ya döndük.

Biz Ankara’dan Ali İhsan Paşa’yı yargılamak üzere yola çıktığımızda, Ali İhsan Paşa’nın mahkum edileceğinden korkan ve İsmet Paşa’yı istemeyen bazı muhalif milletvekilleri Meclis koridorlarında söylenmeye başlamışlardı. Bu davanın mahkememizin yetkili alanına girmediği ve mahkememizin yetkili olmadığı da ayrı bir dedikodu konusuydu. Ancak bu milletvekilleri, beklediklerinin aksine Ali İhsan Paşa’nın sorumluluğunun söz konusu edilemeyeceği kararını verdiğimizi duyunca Ankara’ya döndüğümüzde bizi ayrı ayrı tebrike koşmuşlardı.

Ali İhsan Paşa’nın daha sonra Bornova’da Galip Paşa Harp Divanı’na verildiğini mahkemeye davet edilen askeri yetkililerin ‘’ meselenin bir incir çekirdeğini oldurmayacağı ‘’ şeklinde tanıklıklarına rağmen emekliye sevk edildiğini duyduğumuzda çok büyük üzüntü duymuştuk.   

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !