KAZIM KARABEKİR PAŞA’NIN YAKILAN KİTAPLARI

Mustafa Kemal Paşa; ülkenin içinde bulunan durumu görerek ilk ayağa kalkan ve liderliğe soyunan bu değerli Osmanlı Komutanı, Kazım Karabekir Paşanın, Fevzi Çakmak Paşa’ya söylediği gibi;

 

‘’ Mustafa Kemal Paşa’ya başımıza geçmesini daha İstanbul’da teklif eden de benim. Bugün bütün kuvvetimle tutmayı en büyük bir vazife bilirim. Ondan daha hamiyetli ve değerlisini İstanbul’da iken aradım, bulamadım. Pekâlâ hatırlarsını. Hanginiz esaret altındaki İstanbul’dan çıkıp da geldiniz. Bugün de sizden rica etsem ihtimal yine gelmezsiniz.’’

 

 İstanbul’dan kalkmış ve ülkenin kurtuluşu için bayrağı açan ilk komutan olmuştur. Sonra önderliğinde başlayan kurtuluş mücadelesi kazanılmış ve ülkenin en üst icra makamı olan Cumhurbaşkanlığına kadar yükselmiştir.

İcranın başı olması nedeniyle, savaş sonrası çeşitli kararların verilmesinde de liderlik etmiş, bu ise en yakın arkadaşı olan İsmet İnönü ile ters düşmesine neden olmuş ve İsmet İnönü’nün, başvekillik görevinin sonlanmasına kadar giden bir sürece girilmiştir.

İsmet İnönü ise Anadolu’daki mücadeleye geç katılmış, garp ordular komutanı olmuş, savaşın kazanılması ile birlikte başvekillik ve Cumhurbaşkanlığı yapmış, ancak politikanın olumsuzluklarına bulaşmış, bu nedenle kader birliği yaptığı Mustafa Kemal Paşa ve Fevzi Paşa ile helalleşemeyecek derecede kendini bu grupta ki insanlardan soğutmuştur. Kazım Karabekir Paşa’yı ise İstanbul’dan Milletvekili ve meclis başkanı yaparak hiç olmazsa onun gönlünü almaya çalışmıştır.

Mareşal Fevzi Çakmak ise savaş sonrası Genelkurmay Başkanlığı köşesinde kimse ile çatışmamaya, politikaya girmeyerek bu ilişkilerden uzak kalmaya çalışmıştır. İsmet İnönü’nün yaş haddini bahane ederek kendisini emekli etmesi üzerine politikaya atılmış, ancak istemediği bu işten fazla zevk almadan ve eskiyi özleyerek 1950’de vefat etmiştir.

İşte dört komutanın savaş sonrası ilişkileri birbirine küserek ve o birlik ve beraberliğin kaybolduğu bir dönem olarak tarihe yazılmıştır. Bu dönem birçok olayların ve konuşmaların olduğu bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu dönemde özellikle bu dörtlüden, Kazım Karabekir Paşa’nın en mutsuz kişi olduğu bir gerçektir. Baştan itibaren yazdığı anıları ile farklı bir Türkiye tarihi ortaya çıkartmaya çalışmış, bu durum çeşitli nedenlerle kendisine çok sıkıntılar oluşturmuş, dışlanmaya varan sonuçlar doğurmuştur.

Aslında bu anılar direkt olarak Mustafa Kemal Paşa’yı irdelemese de İsmet İnönü’ nün kendine yapılan bazı eleştirileri, Mustafa Kemal Paşa’ya farklı aksettirerek bu kitapların imhasını sağlamıştır. Kılıç Ali’ nin anılarında şöyle anlatmaktadır.

Kılıç Ali,

 

‘’ Kazım Karabekir Paşa,  İzmir suikastı olayından sonra, küskün bir durumda Erenköy’ deki köşküne çekilmişti. İsmet Paşa o günlerde onunla arayı düzeltmek çabasına girmişti. O tarihte Kadıköy’ de oturan eniştesi Abdürrezzak bey’in evinde buluştukları ve hatta bir öğle yemeğini birlikte yedikleri söyleniyordu. Bu görüşmelerden Atatürk’ ün bilgisi olduğundan kuşkulanan İsmet Paşa, bir gün Atatürk’e gelmiş ve şunları söylemiştir;

‘ Kazım Karabekir Paşa, nutkunuza cevap olarak bir kitap yazmış, bugünlerde birkaç muhalif gazete ile reklâm yapılarak yayınlanacakmış, Bu teşebbüsü önemli gördüğüm için kendisiyle görüşmeye ve gerçeği öğrenmeye çalıştım; fakat bir sonuç alamadım. ‘[1]

 

Oysa o günlerde İsmet Paşa’nın Kazım Karabekir Paşa ile görüştüğünden Atatürk’ ün haberi yoktu. İşin içyüzünü sonradan öğrenecekti. İsmet Paşa aslında bir taşla iki kul vurmak istiyordu. Kazım Karabekir Paşa’nın kitabında Atatürk’ten çok kendisiyle ilgili açıklamalar olacağını tahmin ettiği için Halk partisi İstanbul İl başkanı Cevdet Kerim Bey’e gerekli talimatları vermişti. Bununla da yetinmemiş, Kazım Karabekir Paşa ile doğrudan görüşmeye ve samimiyet kurmaya başlamıştı. Kılıç Ali;

 

‘’ İsmet Paşa’nın bu meseleyi ortaya attığı gün ben de tesadüfen İstanbul’a gidiyordum. Akşama doğru, veda etmek ve emirlerini almak üzere Çankaya Köşkü’ne, Atatürk’ün yanına gittim. Atatürk, Ordu müfettişi İzzettin Paşa ile birlikte köşk’ün havuz kenarındaki mermer salonda, yuvarlak, alçak bir masa başında oturuyordu. Bana da izin verdi, oturdum. Söz sırasında, Kazım Karabekir Paşa’nın bir kitap yayınlamak üzere olduğunu anlattı ve bize böyle bir şey duyup duymadığımızı sordu. İzzettin paşa’nın da, benimde bilgimiz yoktu. Bunun üzerine Atatürk bana şu talimatı verdi:

‘ Kılıç, sen madem bu akşam İstanbul’a gidiyorsun, orada bunu öğrenmeye çalış, Gerçekten böyle bir şey var mı? Herkes böyle bir kitap yazabilir. Ancak ismet paşa’nın dediği gibi gösteri şeklinde niçin yapılsın? Bunları bir anla. ‘

Ertesi gün İstanbul’a geldim. Halk partisi İl Başkanı Cevdet kerim Bey’le görüştüm. Böyle bir kitaptan haberdar olup olmadığını sordum. Bana şunları anlattı:

‘ Bunu ben de duydum ve İsmet Paşa’ya yazdım. Gerçekten Kazım Karabekir Paşa böyle bir kitap yazmış ve hatta basılmış. Bugünlerde de afişlerle, gazetelerle her yerde reklâmı yapılıp satışa çıkacakmış. Kitapta Atatürk’ün nutkuna cevap oluşturan bölümler olduğu gibi İsmet paşa ile Fevzi paşa’nın aleyhine bölümler varmış. İsmet Paşa Bu kitabın yayınlanmasına engel olunuz diyor. Nasıl engel olacağım? Şaşırdım kaldım. ‘’[2]

 

İsmet Paşa’nın milli şef politikasının ilk belirtileri olan ‘’ bu kitabın yayınlanmasına engel olunuz ‘’ ifadesini Ankara’dan izin alan Kılıç Ali çözer. Matbaacıya her ne kadar 1.800 ya da 2.000 lira tam hatırlamıyorum verdim ve kitapların tümünü aldım dese de Kılıç Ali’nin yapısını bilen matbaacı bunu bedava bile verecek durumdadır. Kitaplar alınır ve Cevdet Kerim Bey vasıtası ile yakılır. Sadece iki tanesi Ankara’ya örnek olarak götürülür. Ancak İsmet İnönü hala mutsuz ve tedirgindir. Kılıç Ali anlatıyor:

 

‘’ Fakat İsmet Paşa, kitapların bu şekilde satın alınıp ortadan kaldırılmasını yeterli görmüyordu:

’ Belgeler kazım Karabekir paşa’nın elinde kaldıkça günün birinde tekrar basılması kabildir. Onun için elindeki belgeleri alıp yok etmek gerekir.’

İsmet paşa’nın bunun için gerekli planı yapmış olduğu Atatürk’e söylediği şu sözlerden anlaşılıyordu:

‘ Paşam! Kazım Karabekir kolordu kumandanlığı, ordu müfettişliği yapmış bir kişidir. Genelkurmay’a teslimi gereken ihmal etmiş olduğu bir takım belgelere sahiptir. Bunları şimdiye kadar da vermemiştir. Genelkurmay bu belgelere her zaman el koyma hakkına sahiptir. Bunun için İstanbul Cumhuriyet Savcılığı vasıtasıyla evi aranır, belgeler alınır. Bunda hiçbir sakınca yoktur.’

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nca verilen bir emirle kazım Karabekir Paşa’nın Erenköy’deki köşkü, Cafer Tayyar paşa ve kardeşi gibi yakın arkadaşlarının evleri arandı. Ele geçirilen belgeler çuvallara doldurularak getirildi. Bu belgeler Genelkurmay’ da bir heyet tarafından incelendi. Mevcut belgelerin içeriğini öğrenen Atatürk şu emri verdi:

‘Bu belgelerin elinden alınmasına kesinlikle gerek yoktur. Derhal kendisine iade edilsin. Askeriye ile ilgili olanlara da Genelkurmay karar versin. ‘’

Ve ekledi:

‘ önemli dediğiniz belgelerin bunlardan ibaret ve kitabın içeriğinin bu şekilde olduğunu bilseydim, ne kitapların satın alınmasına ve ne de belgelerin bu şekilde el konulmasına izin verirdim. ‘’[3]

 

İsmet Paşa’nın bu panikleri ve evinin aranması Kazım Karabekir Paşa’yı çok üzmüştür. Ölünceye kadar Mustafa Kemal Paşa’ya sadık kalan, her kesimde olduğu gibi bazı konulara muhalefet etmekten ileri gitmeyen yaşamı, 1946 seçimlerinde İstanbul milletvekili ve Meclis Başkanı olduysa da yine de beklediği değerin verilmediğini her zaman söylemiştir.

Bu değerli komutanımızı rahmetle anıyoruz.



[1] KILIÇ ALİ, Der. Hulusi Turgut, Atatürk’ün Sırdaşı, Kılıç Ali’ nin Anıları, İşbankası yay. İstanbul, 2007, S. 305

[2] KILIÇ ALİ, S. 306

[3] KILIÇ ALİ, S. 307, 308

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !